Yazarlarımız

Fotoğraflar

Sosyal Ağlar

Köşe Yazıları
Seyfullah ÇİÇEK
İŞTE VALİ: ENVER HIZLAN *yeni*

            İŞTE VALİ: ENVER HIZLAN

            Ülkemizde “Vali” denilince aklımıza ilk olarak merhum Recep Yazıcıoğlu gelir, hiç şüphesiz.

            Tipik bir Karadenizli olup, siyaset üstü icraatlarıyla “devletin”, sıra dışı davranışları ile de  “halkın” valisi idi.           

            Yaşamı romanlara, filmlere, dizilere konu oldu.

            Maalesef elim bir trafik kazası sonucu erken yaşta kaybettik, onu.

            Kendisine Allah’dan rahmet dileyip, bir başka valimize geçelim.

                                                           ***

            Sıra dışı bu valimiz de Karadenizli idi.

            Hem de Giresunlu bir hemşehrimiz.

            Daha da ötesi, Görele Kuşçulu’dan, yani  benim köyümden...

            Kendisi ile gerek valiliği ve gerekse emekliliğinde hem kişisel hem de Giresun Dergisi adına muhabir ve köşe yazarı sıfatıyla birçok kereler görüşmüşlüğümüz, sohbet etmişliğimiz var.

            Yeri geldiğinde, bunları sizlerle paylaşacağız.

            Evet, bahsini ettiğim bu vali, Enver Hızlan’dır.

            Merhum Yazıcıoğlu gibi deli-dolu olmasa da, o da sıra dışı eylemleriyle “Devletin ve Halkın Valisi” olarak belleklerde iz bıraktı.

            Dilerseniz önce özgeçmişini verelim, sonra da neden “Devletin ve Halkın Valisi” olduğunu örnekleriyle anlatalım.

                                                           ***

Enver Hızlan, 1931 yılında Görele’nin Kuşçulu köyünde doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

            Fransa ve Belçika’da mesleki konularda incelemeler yaptı.

            İyi derecede Fransızca bilen Hızlan, iki erkek çocuk babasıdır.

            Hariciyeci olan büyük oğlu Mustafa Babür Hızlan’ın da halen, Türkiye Cumhuriyeti’nin İslamabad (Pakistan) Büyükelçisi olduğunu belirtelim.

Mülkiye Müfettişliği de yapan Enver Hızlan sırasıyla;

1960-1961 yılları arasında Palu,

1962 yılında Eşme,

1968-1969 yılları arasında ise Çubuk Kaymakamlıklarında bulundu.

Daha sonra valiliğe terfi eden Enver Hızlan, yedi ayrı hükümet zamanında (Ecevit,

Demirel, Özal, Akbulut, Yılmaz ve yine Demirel) merkeze alınmadan kesintisiz olarak 14 yıl;

1978-1979 arası Aydın,

1979 yılında Kahramanmaraş,

1979-1981 arası Malatya,

1981-1986 arası Edirne,

1986-1991 arası Trabzon,

1991-1992 arası Balıkesir,

1992 yılında Sakarya Valiliği yapmıştır.

Sakarya Valisi iken olaylı bir şekilde kendi isteği ile aktif valilik görevini bırakan

Hızlan, 1992-1996 yılları arasında İstanbul Valiliği’nde Merkez Valisi olarak görevine devam ettikten sonra 1996 yılında mesleğine son noktayı koyarak emekliye ayrıldı.

                                                           ***

Enver Hızlan; dürüst, tarafsız, adil ve ilkelerinden taviz vermeyen bir görev anlayışıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin iz bırakan valileri arasında yerini almıştır.

            Hele iki büyük çıkışı vardır ki...

           

Ülkenin gündemine bomba gibi düşmüştür.

            Biri, Edirne Kapıkule’deki asrın kaçakçılık olayının üzerine gitmesi...

            Diğeri ise, kendisine siyasi baskı yapıldığını bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurarak, aktif valilik görevini noktalamasıdır.

            Neydi Kapıkule’deki kaçakçılık olayının içyüzü, önce onu anlatalım.

                                                           ***

Yıl 1984.

ANAP  İktidarının da ilk zamanlarıdır.

Bu sıralarda Kapıkule Gümrük Müdürü bir emekli albayı “usulsüzlük yaptığı ve rüşvet aldığı” gerekçesiyle açığa alır.

Bunun peşinden, polis tarafından yapılan büyük bir operasyonla Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doğan Alkin başta olmak üzere çok sayıda gümrük görevlisi gözaltına alınır.

İşte kıyamet de bundan sonra kopar.

Dönemin ağır toplarından Maliye Bakanı Vural Arıkan, kendisine bağlı memurlara işkence yapıldığını ileri sürerek, aynı zamanda Başbakan Turgut Özal’ın bacanağı da olan İçişleri Bakanı Ali Tanrıyar ile kapışır.

Ülkenin gündemine bomba gibi düşen ve tüm gazetelerde sürmanşet olan bu olay üzerine Başbakan Özal, Maliye Bakanı Arıkan ile bacanağı İçişleri Bakanı Ali Tanrıyar’ı görevlerinden azleder.

İki koca bakanının bu şekilde gitmesiyle prestiji sarsılan rahmetli Özal, zevahiri kurtarmak için olsa gerek, Vali Enver Hızlan’ı da görevden almak ister.

Ancak zamanın kudretli adamı Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Enver Hızlan’dan yana tavır koyup,  “Valime dokundurtmam” şeklinde basına bir de demeç verince...

Bu düşünce uygulamaya konulamaz.

                                               ***

İkinci büyük olaya gelince...

Yıl 1992.

Bu defa iktidarda, Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu DYP-SODEP koalisyonu vardır.

Enver Hızlan ise bu defa Sakarya Valisi’dir.

Yanlış anımsamıyorsam yerel seçimler çok yakındır.

Zamanın bakanlarından Sakarya Milletvekili Mehmet Gölhan, devlete ait bazı imkanları seçim işlerinde kullanmak istemekte, bu nedenle de Vali’ye baskı yapmaktadır.

Ancak, hesaba katmadığı bir şey vardır.

Karşısındakinin “devletin valisi” olduğunu unutmuştur.

Hemen Sakarya’da bir basın toplantısı düzenleyerek, 7 sayfalık istifa dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sunan çetin ceviz Enver Hızlan, bir kere daha ülkenin gündemine bomba gibi düşer.

Olayın gerisini, Giresun Dergisi’nde (Yıl: 6, Sayı: 53, Haziran 1992) kaleme aldığım haber metninden kısaltarak aktaralım. Şunları söylüyor basın toplantısında, Vali Enver Hızlan:

“Amacım kahramanlık değil, bir rahatsızlığı dile getirmekti. Şimdi rahatladım ama üzgünüm. (...) Ancak valiler siyasi iktidarların karşıtlarına da güven telkin etmek yükümlülüğü altındadır. Aksi takdirde bulundukları illerde “Anayasa”da tanımlanan devleti gerçek kimliğiyle temsil edemezler. (...)Bir hayli düşündükten sonra böyle bir ortamda devletin ve cumhuriyetin valisi olarak görev ifa etmenin mümkün olamayacağı kanaatini edindim. Bazı siyasal kişi ve kuruluşların demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılması mümkün olmayan tutum ve davranışlarının oluşturduğu bu ortam, görevimi açıklamaya çalıştığım devlet ve yönetim anlayışıma uygun olarak sürdürmemi olumsuz yönde etkilemekte ve hatta engellemektedir. Bu nedenle eylemli valilikten ayrılarak meslek yaşamımın kalan kısmını “Merkez Valisi” olarak sürdürmeye karar verdim.”

Dilekçesi hemen işleme konulan “Devletin ve Halkın Valisi Enver Hızlan”, “Merkez Valisi” olarak İstanbul Valiliği’nde görevlendirilir, dört yıl daha görev yaptıktan sonra da, 1996 yılında emekli olur.

Sayın Enver Hızlan, doğduğu toprakları da asla unutmamış, elinden geldiğince köyüne de hizmet etmekten geri kalmadığı gibi, kapısına geleni de boş çevirmemiştir.

1985 yılında, bendenizin de aralarında bulunduğu “Kuşçulu Köyünü Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği”nin kurulmasında, ağabeyi Deniz Nakliyat eski Genel Müdürü Lütfi Hızlan’la birlikte bize önderlik etmiştir.

Köyümüzün yollarının, Sahil Camisi’nin ve köy konağının yapılmasında, elektrik ve suya kavuşmasında onun çok büyük emeği vardır.

İnternette sörf yaparken klavyemize takılan onunla ilgili birkaç anıyı daha paylaşmak istiyorum, sizlerle.

                 “Habertürk” gazetesi yazarı Hasan Çömlekçi, 26 Temmuz 2010 tarihinde kaleme aldığı  “Hükümetin Valisi Olmaz mı?” başlıklı yazısının “ CHP’lileri Püskürten Adam” ara başlığı altında verdiği bölümde şunları kaydetmiş, Enver Hızlan’la ilgili olarak:

            “Aydın’da valiler hep gündemde olmuştur.

            (...)

            Baykal’ın bakanlık yaptığı 3.Ecevit Hükümeti döneminde de Aydın Valisi gündemdeydi.

            Yıl 1978, Vali Enver Hızlan Aydın’a atanır.

            Bir-iki gün geçtikten sonra makam kapısı çalınır.

            Sekreter, “Misafirleriniz var efendim” demeye kalmadan bir grup insan  içeri girer.

            Gelenler, iktidar partisi CHP’nin il yönetimi...Randevuları yok...Vali bozulmuştur ama kibarlığı elden bırakmaz.

            Biraz sohbetten sonra CHP’liler, Vali Hızlan’a bir isim listesi uzatır.

            -Bunlar nedir?

            -Partimize düşman devlet memurlarının listesi.

            Liste kabarık...Emniyette, tarım, sağlık, köyişleri, milli eğitim gibi bilumum müdürlüklerde çalışan memurlar, şefler ve müdürlerin listesi.

            -Ne olacak bu liste?

            -Görev yerleri değişecek.

            -Bir dakika beyler. Galiba siz beni partinin valisi sandınız. Ben devletin valisiyim.

            Vali Hızlan, konuklarını bu sözlerin ardından yolcu eder.

            Ama Aydın’da da fazla kalamaz.”

                                                           ***

Trabzonlu araştırmacı-yazar İlyas Karagöz’le Enver Hızlan arasında şöyle bir diyalog geçer:

                “Bir seferinde, zamanın Trabzon Valisi Enver Hızlan ziyaretine gitti. İşin doğrusu, kitapsever insanlar o yıllarda anlaşılamayan bir mantıkla tehlikeli adam sayılırdı. Vali, İlyas Karagöz’ü kendince iyi bir elekten geçirdikten sonra; ‘Yazıyor musun?’ diye sordu. O da; ‘Hayır efendim, sadece okurum’ dedi. Vali ayrılmadan önce elini sıktı ve; ‘Sadece okumak yeterli değil. Okuduklarını toparla ve yaz’ dedi.”

            Vali Enver Hızlan’ın bu sözleri hemen etkisini göstermiş olmalı ki, Trabzon’un hatırı sayılır araştırmacıları arasına girerek; Tarihsel Süreçte Trabzon Halkı”,”Mitolojide Doğu Karadeniz”, “Maçka Yer Adları”, "Grek, Bizans ve Eski Türk Kaynaklarına Göre - Trabzon Yer Adları"  adlı eserleri kazandırmış, İlyas Karagöz, Trabzon tarih ve kültürüne.

                                                           ***

            Gazetecilik yaptığı dönemde görev yapan 11 valiyi yorumlayarak, 10 üzerinden puanlamaya tabi tutan Bizim SAKARYA-Halkın Sesi gazetesi yazarı Ferruh Bulut’un, 8 Ocak 2013 tarihli yazısındaki Enver Hızlan değerlendirmesi de şöyle:

 

            -Gazetecilik döneminde en iyi vali hangisiydi?

            Bu soruyla bende, sanıyorum biraz eski diğer meslektaşlarımda sık sık karşılaşır.

            Önceki gün yine böyle bir soruyla karşılaşınca, küçük bir hazırlık yapıp, mesleğe başladığım dönemden bugüne kadar gelip-giden valilere haddim olmayarak ve de hoşgörülerine sığınarak kendilerine not vermek istedim. 

Mesleğe başladığımda Vali Hayri Kozakçıoğlu’ydu. Daha sonra sırayla; Nurettin Turan, Erdoğan Atasoy, Enver Hızlan, Erdinç Büyükakalın, Gökhan Aydıner, Yener Rakıcıoğlu, Mustafa Cahit Kıraç, Nuri Okutan ve Hüseyin Atak belli sürelerde görev yaptı. 2010’dan beri de Mustafa Büyük bu görevde.

            Hemen belirteyim ki, bu valiler içinde benim için ön plana çıkanlar sırasıyla; Enver Hızlan, Gökhan Aydıner, Mustafa Cahit Kıraç ve Hüseyin Atak’tır.”

            Yazar Bulut’un, tek tek yorumladığı 11 vali içinde 10 tam puana layık gördüğü tek vali Enver Hızlan’dır:

“Enver Hızlan: (1992-92)

            Süleyman Demirel iktidarıydı ve Balıkesir’den geldi. Dönemin Doğruyol Partisi Milletvekilleri ve İl Teşkilatı’nın baskılarına ve farklı isteklerine bir süre direndi. Sonra da bir basın toplantısı düzenledi. Bu toplantıda, ‘Ben bir partinin değil, devletin ve bu şehirdeki herkesin valisiyim. Siyasi baskılarla hizmet olmaz. İstifa ettim ve istifamı bakanlığa yolladım’ dedi. İki-üç aylık döneminde tam anlamıyla devleti temsil etti ve istifa ettikten sonra merkeze alındı, sonra da emekli oldu.

Valilik notu: (10)”

                                               ***

            Karadeniz’den GÜNEBAKIŞ  gazetesi, Trabzon Valisi Recep Kızılcık’la ilgili,  “Vali Merkeze Alındı” başlıklı 4 Ağustos 2013 tarihli  haberinde Enver Hızlan’a da şu satırlarla atıfta bulunmuş:

“Trabzon Valiliği görevinde 5 yıl süreyle bulunan Enver Hızlan’dan sonra en uzun süre valilik yapan Dr. Recep Kızılcık, bu göreve 26 Haziran 2009 tarihinde başlamıştı.(...)”                                             ***

Vali Enver Hızlan’la bizim de bazı anılarımız var. Birini özellikle sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

1997 yılında köylüm ve arkadaşım İnş.Müh.Şadi Kaya ile “Kuşçulu Köyü”nü kitaplaştırmaya karar vermiştik. Bunun için de bilgi ve belge toplamaya başlamıştık. Hemen aklıma, bir yıl önce emekliye ayrılmış olan Enver Hızlan geldi. Telefonla arayıp, durumu anlattım. Ertesi gün işyerimde buluşmak üzere randevulaştık.

Ertesi gün kararlaştırdığımız saate az bir süre kala telefonla beni arayarak, yol tarifi istedi. Tarifi, özel arabası olduğunu düşünerek yapmaya başlayınca;

-Minibüs veya otobüs geçmiyor mu ordan, ona göre tarif et bana!

Tarifim üzerine binmiş olduğu Üsküdar-Acıbadem minibüslerinden birinden işyerimin yanında inince, şaka yollu takıldım, kendisine:

-Koskoca vali minibüse biner mi?

“Valla Seyfullah” dedi:

-Biliyorsun ben o tip valilerden değilim. Hem sonra, halkın arasına girmek kadar güzel bir şey var mı?Valiliğimde de öyle yapardım.”

İşte böyle bir valiydi, Enver Hızlan.

Oldukça uzun süren sohbetimiz esnasında, bir hayli bilgi derledik kendisinden.
Sonuçta, sevgili Şadi ile müştereken kaleme aldığımız “Görele Kuşçulu Köyü-Tüm

Yönleriyle’97” adlı kitabımız çıktı ortaya.

Enver Hızlan şimdi, Üsküdar’daki evinde ve Edirne’nin ilçesi Enez’e bağlı

Sultaniçe köyündeki yazlığında, namusuyla, şerefiyle devletine ve milletine 40 yıl hizmet etmiş olmanın huzur ve mutluluğuyla sevgili hayat arkadaşı Ayser hanımla birlikte emekliliğinin tadını çıkarmaktadır.

            Uzun sözün kısası; “Vali gibi bir Vali” geçti T.C. tarihinden.

            Hani atalarımız, “Hafız-i beşer nisyan ile maluldür” demiş ya...

            Hatırlatalım istedik!

            “Devletin ve Halkın Valisi” değerli büyüğümüz Enver Hızlan’a; sağlık, huzur ve mutluluk dolu daha nice yıllar diliyorum.

2936 kez görüntülendi.
Yorumlar
Adınız Soyadınız
Yorum

Site İstatistikleri : Aktif Ziyaretçi : 1 | Günlük Ziyaretçi : 33 | Aylık Ziyaretçi : 3160 | Bu yılki Ziyaretçi : 88771 | Toplam : 922183